Dilbilimi Satış ve Pazarlama Arasındaki Farkı Anlamamızı Sağlayabilir mi?

Dilbilimi Satış ve Pazarlama Arasındaki Farkı Anlamamızı Sağlayabilir mi?

Çoğumuz kartvizitin üstünde satış ve pazarlamadan sorumlu genel müdür yardımcısı ünvanı yazdığını görünce bıyık altından gülüyoruz. Bu ünvanı taşıyan pazarlama profesyonellerinin çalıştığı şirketleri yeterince kurumsallaşmamış olmakla suçluyoruz. Sıklıkla günlük sohbetlerde bu iki nosyonun ne kadar birbirinden farklı olduğunu birbirimize hatırlatıyoruz. İki nosyonun farklılığından o kadar eminiz ki, bir sorun çıktığında, faturayı diğerine kesmekten çekinmiyoruz. Bir düşünün kaç kere toplantılarda, asıl sorunun satış olduğunu veya pazarlama ekibinin eksikliği olduğunu söyleyerek tartışmayı kapattınız?

Her ne kadar pazarlama profesyonelleri olarak bu iki kavramın farklı olduğu konusunda emin olsak da, iş kavramları tanımlamaya gelince hayat o kadar da kolay değil.

TDK’nın verdiği tanıma göre

satış
a. 1. Satma işi. 2. tic. Satıcı ile alıcı arasında yapılan ve bir malın alıcıya verilmesi ve bunun karşılığında bir fiyat, bir değer alınması yoluyla yapılan işlem, satım: “Satış işinin güçlüğünü orada iyice öğrendim.” -Y. K. Karaosmanoğlu.

Yani satış, para karşılığı bir malın bir alıcıya devredilmesi

pazarlama
a. 1. Pazarlamak işi. 2. tic. Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.

Pazarlama ise, yapılan değiş tokuşun verimli olması için yapılan tüm aktiviteleri içeriyor. İki tanımın birbiri ile içiçe geçtiği çok aşikar.

Satış malın tüketiciye verilmesi,

v

pazarlama da bu işlemin, yani satışın planlanması

v

ilk adım olmadan ikinci adıma geçilemediğine göre

v

pazarlama satışın ilk ayağı

v

yani pazarlama aslında satış sürecinin stratejik parçası

Gördüğünüz gibi bu birbirini içeren iki tanıma baktığımızda kavramları ayrıştırmak mümkün değil. Bu nedenle tanımın ötesine geçip yapılan işe odaklanalım ve pazarlama ve satışın ilk adımları ile ilgili iki basit önerme yazalım.

  1. Pazarlamanın ilk adımı tüketicilere talep edecekleri ürün ve planları tasarlamaktır.
  2. Satışın ilk adımı, müşterilerin, üretici firmanın istediği ürünleri almasını sağlamaktır.

Şimdi bu önermelere dilbilimi ışığı ile bakalım :

• İki önermede de gizli bir özne var ve gizli özne firma çalışanları. Bu beklendik ve bizi şaşırtmayan bir sonuç zira ikisi de firmanın yürüttüğü faaliyetler.

• Ancak birinci önerme ile ikinci önerme arasında “nesne” kullanımı açısından çok büyük bir fark var. Birinci önermede tüketici talep eden, yani kontrol sahibi aktif bir özne iken, ikinci önermede tüketici satın aldırtılan, yani pasif bir özne.

Özetle söylememiz gerekirse pazarlama tüketiciyi merkeze alıp hayata başlıyorken, satış firmayı merkeze alarak başlıyor. Satış kısa vadede tüketicinin taleplerine rağmen firmanın karlılığı koruyabilmek için firmanın seçtiği ürünü ön plana çıkarırken, pazarlama uzun vadede firma karlılığını artırabilmek için tüketici talebine uygun ürünleri ön plana çıkarıyor.

Satış merkezli bir organizasyon oluşturduğumuzda, kendimiz çalıyor, kendimiz oynuyoruz. Pazarlama merkezli bir organizasyon oluşturduğumuzda ise tüketiciyi dinleyici olarak baş tacı ediyoruz ama onun için hazırladığımız şarkıyı çalmak için satış ekibine ihtiyaç duyuyoruz.

Uzun lafın kısası, tüketici önce gelir, ona göre pazarlama planı yapılır ve satış nosyonu da bu planın hayata geçirilmesi için en önemli enstrümanlardan birisidir.

Son sözümüzü de söyleyip yazıyı bağlayalım. Ne pazarlama hedeflerine hizmet etmeyen satış, ne de satışı arttırmayan pazarlama başarılı olamaz.


Tag: dilbilimi  satış  pazarlama